
Tuhaf insanlar ve tuhaf ilişkiler yumağının içinde kaybolup gitmişiz. Gereksiz tartışmalar, tuhaf kıskançlıklar, anlamsız nisbetler, çocukluklar, çekememezlikler, kuyu kazmalar, sadistlikler, çekiştirmeler. O yumak Allah korkusunun yanına hiç uğramıyor. "En iyi ben bilirim, en doğru benim, ah ben mütevaziyim boynumu eğerim" dikenlerine takılıp duruyor. Her diken o yumağı aşındırıyor, daha da iğrenç hale sokuyor. Yumaktakı her yün parçası kendini kusursuz biliyor, karşısındakinin çirkinliğine mana buluyor.

Kibrim çok, evet. Aslında kibir değil. Kendimi çok severim. Sevmek için sebep aramadan severim üstelik. Aynanın karşısına geçer kendime methiyeler düzerim. "Ayyy ne güzelim, şu kaşlara gözlere, şu dudaklara bak. Saçlarımın rengi ne hoş." Kendimi sever sever sever, sonra ruhumu görmeye başlayınca ışığı kapatıp geçerim içeri. Mütevazı olmamı gerektirecek hiçbir üstün vasfa sahip olmadım ne yazık ki. O yüzden mütevazı olmayı da yakıştıramadım hiç kendime. Mütevazı göründüğüm anları sahtelik-iki yüzlülük olarak algılayanlar farkedemedi hiç o anlardaki mütevazı görüntünün aslında utangaçlık olduğunu. İçten içe kendimi tokatladıgımı da göremediler. Ben ble sonradan farkettim.

Dün twitterda da yazmıştım: Beni sevenlerden bazılarının beni neden sevdiklerini anlayamıyorum. Zira dışarıdan bakılınca pek de sevilecek biri değilim. İçimi görebilmeleri lazım. Yaklaşık 6-7 yıldır bazı sebeplerden dolayı öylesine kapattım ki içimi dışımdakilere. Görmesinler, bilmesinler, incitmesinler istiyorum. Ve zalimliğim artıyor. Bugün işyerinden bir arkadaşın dediği gibi, zamanla Aliye Rona'ya dönüşecek miyim bilmiyorum ama insanların beni sevmemeleri, beni sevmelerinden daha çok hoşuma gidiyor. Sevmesinler istiyorum. Beni sevene karşı kendimi borçlu hissediyorum.

Karşısındakinin hangi şartlar içerisinde bulunduğunu bilmeden ahkam kesen insanlar da olmasın istiyorum etrafımda. Onların tükürdüklerini yaladıklarını görmek de hoşuma gitmiyor, acıyorum. Acıdığım insan iyice ufalıyor gözümde. Ve insanların ufalışlarını alçalışlarını görmek de hoşuma gitmiyor.
Bu aralar çok ah eder oldum. Ahım tutacak mı bilmiyorum. Ama güzel Rabbim'in hiçbir kırgınlığı onarmadan bırakmayacağını biliyorum, çok iyi biliyorum. Eşim diyor "helal et hakkını, affedici olan sen ol, affetmeyecek kadar değer verme gereksiz kişilere." Ama ben yapamıyorum. Dedim ya üstün vasıflarım yok benim. Helal edemiyorum hakkımı. Önceden kimseye beddua edemezdim, dilim varmazdı, üzülürdüm. Ama şimdi öyle bir duam var ki dilimde, Rabbimin adaletine içimde zerre şüphe olmadan güveniyorum ve benim yaşadıklarımın aynısını yaşamadan ölmeyeceklerini BİLİYORUM. Eşime sıkı sıkı tembihliyorum, ölüm döşeğinde bile hakkımı helal ettirmesin bazı kişilere karşı diye. Vasiyetimdir diyorum. Ahım o kadar büyümüş işte. Gıybete dilim varmıyor, sadece Rabbim'e edebiliyorum işte şikayetimi.

Kemal Sunal'ın Gülen Adam isimli bir filmi vardı. Ben de genelde hep gülüyorum. Ağlamak istediğimde bile gülüyorum tuhaf bir şekilde. Bu gülüşe bile öyle anlamlar buluyorlar ki şaşkınlığım had safhaya ulaşıyor. Diyorum ki; bir insan bunları düşünebiliyorsa, içi kapkara olmuştur, kapkara! Ne kadar beyaz görünse de öyle kararmış ki içi, karanlığından en parlak ışığı bile göremeyecek hale gelmiş. Haset bürümüş her yerini! Ettiği duaya amin dedirtmeyecek kadar kinle dolu ama melek görünümlü insanlar da tanıdım. Birçok kötü vasfa sahibim. Ani ve şiddetli öfke, iman zayıflığı, ibadet zayıflığı, dil sivriliği, tembellik.... Ama elhamdülillahi Rabbil alemin, hiç sinsi olmadım, hiç kimseye haset etmedim, hiç kimseyi zerre kadar kıskanmadım. Hiç kimsenin acısından zevk almadım. Zevk alanları da anlayamadım. Küçük günahlarımın affı için çok yalvardım, büyük günahlarım için ise utancımdan huzura bile varamadım. Rabbim öyle bir sınav verdi ki bana, sesimi çıkaramadım. Gerçekten çıkaramadım. Bir O bildi, bir de eşim. Benim çocuk yürekli, tertemiz niyetli eşim. İyi ki var! Tembelliğine, umursamazlığına, sorumsuzluğuna ne kadar kızarsam kızayım, şu gittikçe daha da nefret ettiğim şehirdeki tanıdığım insanlar arasında hislerini kirletmemiş tek insan o sanırım. Geri kalan herkesin ama İSTİSNASIZ HERKESİN ikinci bir yüzü oldugunu artık anladım. Sadece kötü anlamda demiyorum ikinci yüzü. İyi yada kötü sahte bir yüz.
Bu yazıyı niye yazdım? Kırgınlığıma ve helal etmediğim hakkıma harfler de şahit olsun istedim. Ve artık umursamamaya karar verdim. Umursamazsan görmezsin, görmezsen kırılmazsın, kırılmazsan umursamazsın. Varsın kibir sansınlar.
Ekleme: Bana hiç değer vermediği halde, hiç umrunda olmadıgım halde, hatta arkamdan gizli saklı işler çevirdiği halde, işi düşünce "canım nasılsın, yaa bizim şu şu mesele vardı, bi halledebilir misin?" diyenlere de hakkımı asla helal etmemekle birlikte onlardan kusmuk derecesinde iğrendiğimi de buradan belirtmek isterim. Evet evet, ben çok kötü bir insanım, nefret doluyum. Ama SANANE/SİZE NE??
10 yorum:
ah etmek.. bir kaç zaman önce yaşadığım acıların hiç birini yaşamadan ölmezsin inşallah diye bir tivit atmıştım.tanımadığım takip etmediğim gerzeğin biri bu düpedüz beddua demişti.ay ben bilmiyordum sanki ne olduğunu.engeli bastım oldu bitti.şükretsin kendisinede ah etmedim...
kolay kolay ah etmem.toplumsal olaylarda daha çabuk ah ederim.ama kişisel olarak canımı yakanları direk allaha havale ederim.ama bazen öyle şeyler yaşıyorsun ki imtihanın olduğunu bilsen bile ah ediyorsun. geçen gün düşündüm, daha önce dua ettiğin bir insana gün geliyor beddua ediyorsun.ne kadar acı birşey aslında..
umursamamak..buna çalışıyorum ben de.o yüzdendir kendimi iyice odama hapsetmiş olmam..hele dost dediklerinden bile olmadık şeyler görmeye başladığında nasıl olur da hapsetmezsin ki kendini dört duvara..
dedim ya imtihan aslında hepsi ama...........................
kirazzade, "tavsiye etmemiş" kısmı "tavsiye etmiş" olacaktı yanılmıyorsam..
Mevla, gönül ferahlığı versin ikinize de..cümlemize :)
hah çok da fifi. kim ne derse desin. var işte ahım. bu beni kötü insan yapacaksa evet kötüyüm noolmuş, kime ne? Allah affedici olmayı tavsiye etmiş ama affetmeme hakkını da vermiş. Hakkımı sonuna kadar kullanmakta hiç sakınca görmüyorum. Kızan kendine kızsın, sallaaaa!
mandalina, düzeltilmiştir. :)
Yazını okuyunca irkildim! Bir insanın bunları yazabilmesi için gerçekten çok içinin yanık olması lazım. Allah iyilikler versin sana.
Ben herkese hakkımı helal ediyorum,ahirette o kişilerle uğraşacak zamanım yok. Yada ben istemiyorum. Vaktimi onlara harcayacak kadar değersiz değil zamanlarım. Allah'a çok güvenip ona havale etmek lazım işleri. Çünkü o en iyi bilen ve herşeyi gören. Boynussuz koyun, boynuzlu koyundan hakkını alacaksa senin hakkın yerde kalır mı hiç? Yıllar olmuş kimseye beddua etmeyeli. Değmiyor be gülüm. Ağzını kirletmeye bile değmiyor.
Bazen öyle aşağılık yorumlar alıyorum ki okurken bile iğreniyorum.Bugünde face de vardı. Bende sayfamı kapatmaya karar verdim. Umurumda değil!
Leo Buskaglia nın bir kitabında vardı.Bir insana kötülük etmek isterseniz, onu ne sevin, ne nefret edin, sadece UMURSAMAYIN diyordu. Yapabilene ne mutlu...
Cahide, sonuna kadar haklısın. ben de kolay kolay beddua etmem. yada hakkımı helal etmemezlik yapmazdım. ama bu aralar bazı şeylere öyle içerledim ki. o olaylarda az bile olsa hatam olsaydı bu kadar kırılmazdım. hakkımı helal etmeyeceğim....
Vallahi sen istemesen de sevdim seni:) Nasıl sevmem içi dışına çıkmış bir insanı ? Üstelik bencileyin mısır ve kiraz aşığı ! Kurabiyenin yapılmak üzere tarifi alındı bilesin. Makasın şablonu için evde tarayıcım yok,biraz bekletsem seni ayıp olur mu ? Ya da zaten kolay bir örnek dersen bana yaz jpeg formatında fotoğrafını çekip atayım sana. Yalnız ben yerim küçük olduğundan orasını burasını kırptım .Sevgiler,yeni paylaşımlarda görüşmek üzere...
colette, çok naziksin, teşekkür ederim.
Yorum Gönder