15 Mart 2010 Pazartesi

Boşluk, Kitaplar, Bahar, İzmit, Çiçekler, Abdurrahman Çelebi ....

Ben kitapları çok çok çok çok seviyorum, hepsi hepsi hepsiiii benim olsun istiyorum :) Maalesef olamıyor ama ben azcık azcık toplaya toplaya hepsine sahip olacam inşallah günün birinde :) Bakınız 1.fotoğraf :

Nedir bunlar? Kitapyurdundan verdiğim siparişiiiiimmm :) Cumartesi günü geldiler. Tamı tamına onnnnbeşşş kitap :) Oku oku bitmez demek isterdim ama biri bitti bile :P Farkettiyseniz roman ağırlıklı. Bu aralar hep roman takılıyorum. İş meseleleri yüzünden balon olan kafamı rahatlatıyorlar boş boş konular :P Otobüste vapurda okunup gidiyorlar.
Cumartesi günüsü, bu kitaplarıma kavuşup, işyerimdeki dolaba bir güzel hepsini dizdikten sonra bir tanesini, Moda semtini anlatan kitabı alıp koşa koşa feribota gittim. Çünküüüü...

İstanbul'da yaşadığımı bilmeyen kalmadı dimi :P Ama fakat lakin, aslen İzmitliyim. Evlendikten sonra teee buralara geldim. Hep annemin büyük konuşmaları yüzünden :) Kızını assslaaaa başka bir şehre gelin vermeyecekti güya :P Ama, "ayol İstanbul dediğin ne ki, bir saatlik yol, ne zaman canım istese otobüse atlar gelirim" vs gibi cümlelerle kandırınca kadın zor bela ikna oldu. Ama gelin görün ki iş hayatına atıldıktan sonra, "ne zaman istesem gelirim" cümlesi yalan oldu :) En son kurban bayramında gitmiştim İzmitime.

İşte Cumartesi günü de şeytanın bacağını kırıp, ev işlerini ve yapılması gereken alışverişi boşverip bi gaz Harem yollarına döküldük, İzmit'e gidebilmek içün. Otobüsten indiğimizde hava kararıyordu. Birkaç fotoğraf çektim. Tabi karanlık oldugu ve tripodum da olmadıgı için pek hoş çıkmadı çektiklerim. İçlerinden şunu seçtim sadece:

Babamlarda apar topar bir akşam yemeği yedikten sonra beni çok özlemiş olan :) anneannem ve teyzemlere gittik. Tonton anneannem bir yerlere dalmııış gitmişken bir fotoğrafını çektim:

Fotoğrafı kendisine gösterdiğimde, baktııı baktııı "Kocamışız gayrı..." dedi. Kendisinde alzhemier başlangıcı da var.
Ertesi gün, bendeki emanetlerini almak üzere gelen ümmühanımla kapıda 5 dakikalığına da olsa görüştük nihayet aylardan sonra. Bebeği Selim efendiyi mıncıkladım biraz ve gittiler :) Öğleden sonra da biz toparlanıp çıktık. Annemler önceden şehir merkezinde yaşıyorlardı. Babam emekli olunca bahçeli bir ev istediler ve buldular :) Merkeze yarım saat kadar uzakta bir ilçede yaşıyorlar şimdi. Her yer yemyeşil ve müthiş bir İzmit manzarası var. Tertemiz hava. Ağaçlar çiçek açmış:


Fotoğraf çekmeye, o misss gibi havayı solumaya doyamadım :)


Komşularından birinin bir keçisi varmış :) Adı Abdurrahman Çelebi :) Birden boy atmış bir keçidir kendileri efendim :P Annemler illa ki bana da göstermek istediler keçiyi :) Komşuları da beni merak ediyormuş. Komşu teyzeye de bi göründüm önce :P

Keçi de pek şeker bişeydi ama hakikaten kocamandı yaa :) Hava yağmurlu oldugu için kulübesindeydi :) Oynamayı çok seviyormuş. Ön ayaklarını insanın omzuna atıp sevdiriyormuş kendini :) Kesmeye de kıyamıyorlarmış haliyle. Elimi uzattıkça kafasını eğip okşattırıyordu :) Bakın ne de nazlı :P

Sonra İzmit'e gittik biraz turlayalım diye. Özlemişim...

İzmit'in meşhur bir yürüyüş yolu vardır. Ben çocukken trenyoluydu. Sonra tren yolunu deniz tarafına taşıdılar, eski yolu da yürüyüş yolu yaptılar.

İki tarafına koca koca ağaçlar ve minik minik çiçekler olan upuzuuuuun bir yol.

Laleler, menekşeler yeni yeni çiçek açıyorlardı. Bir yandan da yağmur çiseliyor. Çok güzeldi her zmanki gibi...



Bütün bu güzelliğe rağmen... Ben bir tuhaf oldum. Yeni yeni yerler açılmış. Yeni bir İstanbul olma yoluna girmiş İzmit. Çok değişmiş sanki. Bana öyle yabancı geldi ki. Sebebi bu değişim miydi yoksa artık İstanbul'da yaşıyor oluşum mu bilemedik. Kendimi ne İzmit'e ne de İstanbul'a ait hissettim. Yersiz yurtsuzmuşum gibi geldi... İzmit'e taşınsak bir gün, yine de geçmeyecek sanki bu yabancılık hissi. Artık ne İstanbul'dan vazgeçebilirim onca kargaşasına ve yoruculuğuna rağmen, ne de İzmitsiz yapabilirim. Ve çok gezesim de gelmedi. Belki de Pazar günü oldugu içindir. Ama şöyle bir iki tur attıktan sonra tutturdum evimize dönelim diye. Eşim de şaşırdı. Ama ürktüm işte... Nereye ait oldugumu bile bilemedim. Atladık otobüse, Moda'yı okuya okuya döndüm İstanbul'a...
(Moda'da yaşamak istiyorum.)
Eski tren yolu:

Ve yeni yürüyüş yolundan bir kesit:


Son iki foto bana ait değildir.

12 yorum:

sümeyye dedi ki...

güzel bir hafta sonu olmuş :)

nohut oda dedi ki...

hımmm izmit..bende bu hafta sonu gitmeye niyetlendim bakalım..
o keçinin olduğu yer benım anneaneme yakın bir yer sanırım..
İzmitimiz güzel bende cok seviyorumm..ama ne zamandır hiç gezemıyorum bayramdan bayrama..
sevgiler cnm

kirazzade dedi ki...

sümeyye, güzel yada kötü bilmem ama değişik oldu :) Kabuğumuzdan çıktık nihayet :)
Nohut oda, sen de mi izmitliydin? Çok güzeldir İzmitimiz evet :)

kirazzade dedi ki...

Anneannen nerede?

Ghanima dedi ki...

kitap listem ne kadar alırsam alayım hiç eksilmiyor..hep yenileri ekleniyor ..

kirazzade dedi ki...

O liste hiiiiiç tamamlanmaz Ghanima :)

ümmühan dedi ki...

Canım ya sanki seninle birlikteymişiz bütün hafta sonu gibi oldum okuyunca yazını,belki de anlattıklarını tanıyor oluşumdan (abdurrahman çelebi dışında :) ) bilemiyorum, maalesef şimdi okuyabildim, vakit sıkıntısı yaşıyorum bu ara
Ben de merkeze çok sık gidemiyorum son zamanlarda,Selim küçük zaten,iş çıkışı vakit olmuyor, her gidişimde bir yerler değişmiş oluyor :) Yaz gelse de bi İzmit in tadını çıkarsak biz de :) Sen de daha sık gelirsin artık uzun günlerde beraber gezeriz. ÖPTÜM CANM ;)

kirazzade dedi ki...

Evet Ümmüşüm, iş güç derken birçok şeyi kaçırıyor muyuz ne? Ben de öptüm CANIM :)

Adsız dedi ki...

CANIM
BU KADAR COK KİTAP OKUYON MU MASALLAH HANGİ ARA ZMAN BULUP OKUYON
CANAN

kirazzade dedi ki...

E Canocanım, İstanbul trafiği sağolsun, otobüs vapur.. :) Bi de hızlı okurum övünmek gibi olmasın :p

MÜNSTER dedi ki...

Canim benim... Ne de özledim memleketimi, Istanbulumu, izmiti... Cok güzel anlatmissin arkadasim, kalemine saglik... Ayrica biraktigin yoruma cok tesekkür ediyorum... Pidenin tarifini "Tuzlu Hamurisleri" kategorisinde bulabilirsin... Sevgilerimle,

kirazzade dedi ki...

Aaaa sen de mi İzmitlisin Münster?